|
İNSANLARA DOKUNMAK!
Notere işi düşenler bilir. Çoğu eski tip büro mobilyaları ile döşeli
kasvetli yerlerdir. Belki de ben eski köklü bir semte oturduğumdan benim
bölgemde noterler böyle kalmış olabilir. Bana noter dendiğinde hep
sıkıcı resmi ve kasvetli bir yer gözlerimde canlanır. Belki sizin
noterleriniz son moda döşenmiş olabilir. Bazen düşünüyorum. Acaba içinde
yaşanılan ortam insanların enerjisinde motivasyonun da etkilimidir?
Sabahları uyandığımda karışmış saçlarım, makyajımı silmeyi genellikle
unuttuğumdan akan boyalarımla ne kadar bakımsız görünsem de banyoda
kendimi görüp gülümsemeyi bilenlerdenim. Ben her halimle benim. Ben her
halimle güzelim diyenlerdenim.
Güzel bir günün sabahında erkenden noterdeyim. Her zaman ki neşem,
enerjim, pozitifliğim üzerimde..ne sevimliyim ben yaa Noterin kapısından
içeri şarkı söyler edasıyla giriyorum. Kocaman gülümseyen bir
günaydınnnnnn. İçerisi insanlarla dolu. Herkes bana garip garip bakıyor.
Kimsede tık yok. Sanki kötü bir şey söylemişim. Sanki onlarla dalga
geçer gibi davranmışım. Kimse günaydınıma tepki vermiyor. Biran
kendimden şüphe duyuyorum. Bunca güzel insan neden bir günaydına cevap
veremiyor? Bunca iyi yürekli insanı bu kadar somurtkan ve duyarsız
yapabilen güç ne? Bende onlar gibi mi olmalıyım? Doğru davranış bu
mudur? Gülmeden, ciddiyetini koruyarak, sert tepkilerle, sıkılarak
sıramı mı beklemek doğru olan? Hayat sadece işlerden, koşuşturmaktan,
görevlerden mi ibaret? Nerede içimizi ısıtan gülümsemelerimiz? Nerede
bir günaydının yüreklere kattığı sevgi? Bu insanlara dokunmak
gerekiyor..
Önce kapı yanında duran bayana günaydınımı tekrarlıyor ve işlemlerimi
nasıl yaparım diye soruyorum. Sert bir eda ile eliyle başka bir bayan
memuru işaret ediyor. İşaret edilen bayan memurun yanına gidiyorum. Ona
da içten bir günaydın. Ve ardından “Ne güzel bir gün değil mi?”diyorum.
Bayan memur bana bakıyor. Sadece buyurun diyor. İstediğim işlemleri
söylüyorum. Başlıyor. İşlemlerimi yapmaya. O kadar hoş bir saç rengi var
ki… Tam istediğim kızıl. Ben çıkan beyazlarıma rağmen bu senede değil
seneye boyayacağım diye erteleyenlerden olduğumdan, hiç bilmem saç
boyası markalarını. Amacım saçımı boyatmak değil..sadece bayana ne kadar
güzel saçları olduğunu belli etmek. Başlıyorum inceden muhabbete
“Saçlarınız çok güzel bende bu renkten istiyorum” bana renk numarasını
veriyor. Muhabbet koyulaşıyor. Daha önceki saç şeklini ve rengini bile
anlatıyor. Bayan memur daha enerjik yapıyor işlerini… Bıkkınlığın yerine
saçlarını savurarak fotokopi çekmeye gidiyor. Ben o sırada yandaki yaşlı
amcayla muhabbete başlıyorum. Evini satacakmış hayırlı bir iş için. Onu
dinliyorum. Yanı başımızda bir beyefendi çok istediği arabayı almış.
Arabasının özelliklerini soruyorum. Nasıl keyifle anlatıyor. Yüzünde
inanılmaz bir mutluluk. Bir anda herkes birbirine hayırlı olsun
dileklerinde bulunuyor. Gülümsemelerimiz ve sohbetlerimiz bir virüs gibi
dağılıyor. Noter artık sıkıcı değil!. Yan sıradakiler bile bizden
aldıkları enerji ile aralarında konuşmaya başlıyor. Domino taşlarına
dokununca nasıl oluyorsa aynen öle…
Ücretimi ödemeye gittiğimde kapıdaki konuşmayan bayan arka arkaya hızla
damgalar basıyor. Ona da laf atıyorum. “ne kadar hızlısınız işiniz de
profesyonel olduğunuz belli” gülümsüyor. Senelerini verdiğini söylüyor.
Son olarak sayın noter e imzasının hoşluğundan bahsediyorum. Farkında
bile olmadığını söylüyor. (içten içe gururlu)
Ve ben yarım saat önce girdiğim can sıkıcı ortamdan, sevgi ve güzel
dileklerle uğurlanıyorum. Memurların yüzü gülüyor, müşterilerin yüzü
gülüyor. Herkes birbiri ile sohbette..işler zevkle yapılıyor. Neydi
değişen? İş sadece insanlara dokunmasını bilmekte…
İnsanlara dokunmasını çok seviyorum. İnsanlara ne kadar özel
olduklarını, hoş ve güzel yanları olduklarını, başarılı yanlarını
gördüğümü, işlerini ustalıkla yapanlara ufacık bir takdiri esirgemeden
onlara dokunuyorum. Kendilerini sıradan gören insanlar la olmak
istemiyorum. Her insan özeldir. Her insan tektir. Her insan bir işi
diğerinden ustalıkla yapar. Her insan değer verildiğini hissetmek ister.
Işıklarda camımı silmeye gelen kıza para yerine öpücük bazen de küçük
gofretler vermeyi seçiyorum. Bir dahaki sefere beni hatırlıyor. Nasılsın
bugün dediğimde “işler kesat be abla” diyor. Ona yaptığının iş
olmadığını tatlı dille anlatıyorum. “Nasıl yaşamak istiyorsun” diye
soruyorum. Senin gibi diyor. “O halde ne yapman gerek” diyorum. Gülüyor
haftaya iş bakacağım abla diyor. Yarın yine yolum düştüğünde bakacağım
orada mı? Orda yoksa dokunmuşum birine daha.. Yok, eğer hala ordaysa
konuşmaya devam… Bakkalın hanımı ile muhabbet edip onunla kitaplarımı
paylaşmayı seviyorum. Kapı görevlimizin özel hayatının düzelmesi için
ona destek veriyorum. Hiç tanımadığım yaşlı insanları duraktan arabama
alıp yolumun üstü olan yere bırakıyorum. İnsanlara dokununca… Anlatımı
zor bir gülümseme kaplıyor yüzümü.
Biliyorum farkında bile değilsinizdir… Kim bilir siz kaç insana
dokundunuz şimdiye kadar? Ufacık bir davranışınız kim bilir insanlara ne
güzel hissettirmiştir kendilerini…
Hatırladınız değil mi? Gülümsüyorsanız eğer sizde insanlara
dokunanlardansınız demektir!..
Sevgiyle kalın
Nihal Yükçü
Yaşam ve İlişkiler Koçu
|