|
İNSANLIK ÖLMEDİ ÖLMEYECEK!... SEVGİ VE SAYGI TÜKENMEDİKÇE...
Sabahın erken saatin de annemi aradığımda garip bir his kapladı içimi…
sanki bugün 3 yıldır süren ve her iki ayda bir rutinleşen babamın
hastane günlerinden biri gibi değildi. Farklı bir şeyler olacak gibi
geldi bana. Ne fark olabilirdi ki? Saçmalıyorsun dedim. Üç yıldır olduğu
gibi gene annemi arayacak ”siz hazırlanın ben çıkıyorum alt yoldan
alacağım sizi, üst caddede babamı arabaya bindirmek zor” diyecek ve
hemen yola çıkacaktım. Annemlerle bizim evin arası araba ile trafik
yoksa 3 dk. Varsa yandım demektir.
Yorgun hasta babamı annem ve yengem çok zor yola çıkartabiliyorlar
zaten. Babam 80 yaşında dış görünüşüne bakarsanız helal olsun turp gibi
dersiniz. 53 yıllık taksici tam bir İstanbul beyefendisi, ama çok yorgun
son yedi yıldır. Şeker hastası, gözleri görmüyor, tansiyon hastası,
beyin felci geçirdi damarlarının %90 ı tıkalı birde son teşhis
lösemi…iki ayda bir kan nakline gidiyoruz. ogün kan nakli günümüz gene..
Çok şey beklemiyoruz Allahtan. Şükrediyoruz. Köşesinde otursun bizi
duysun bizi dinlesin bizimle sohbet etsin, eski taksicilik hikayelerini,
İstanbul cadde ve sokaklarını isim isim ezberinden anlatsın yeter!
Gene trafik felç!.. hava buz gibi, araba ısınmadı üşüyecek babam şimdi.
Gidene kadar motor ısınır mı acaba? Amma çok ışık koydular şu ıhlamur
yoluna en az 3 ışığa takılıyorsunuz. Stres oluyorum babamı bekleteceğim
diye.. 100 kg. koskoca bir insan. Gözleri şekerden göremiyor ve çok
zorlanıyor yürürken. Biran önce gitmeliyim. Ben önce gidersem Beşiktaş
sokakları çok dar bekleme yapmama imkan yok. Trafik felç olur,
Saygısızlık olur diye her iki ayda bir bu stresi hep yaşıyorum.
Zamanlamamı doğru yapmalı geç kalıp babamı bekletmemeli erken çıkıp
trafiği felç etmemeliyim.
Ohhh!.. köşedeler her zamanki gibi gördüm onları. Babamı mahallenin
köşesindeki emlak çının önünde bir sandalye ye oturtmuşlar. Ama bir
gariplik var. Neden telaşlılar? Arabayı nasıl bıraktığımı bilmeden
iniyorum aşağıya.. babam baygın, yüzü buz gibi olmuş. Gözleri anlamsız
kaymış, vücudu bıraksalar yıkılacak, dili dışarıda…. Aklımdan bin bir
düşünce geçiyor. Daha öncede yaşamıştım ben bunu iki kere babamı
kurtardım. bu seferde kurtaracağım diyorum. Yapılması gereken ilk
yardımı yapıyorum. Ama nafile babamda gelişme yok. Annem de yengem de
telaş artıyor. Üç kadın nasıl kaldıracağız diye düşünürken..mahalle
esnafına bağırıyorum. Çaresizlik çığlıklarıyla “ yardım edin lütfen”
koşuyorlar. Yoldan geçen bir adam elindeki kornişleri yere fırlatıyor
benim çığlıklarıma, komşumuz ayağında terlikleri pijamasıyla koşuyor
yardım için. Bakkal, eskici, yufkacı, hepsi tek bir amaç için
yardımımıza koşuyorlar!...
100 kg. adam üstelik yığılmış bir adam. Arka koltuğa taşımaya çalıyorlar
zorlanarak, çabalayarak, ne büyük bir insanlık örneği!.. trafik
kitlenmiş. Ama tek bir korna yok!.. arabalarından çıkanlar yardıma
koşuyorlar…ne düşüyorlar bilmiyor. Benim yaşadığım çaresizliğimi acaba?
Babamı yaşatmalıyım, hastaneye yetiştirmeliyim.
Annemlerde biniyor arabaya. Beşiktaş sokakları dar ve sıkışık.
Dörtlüleri yakıyorum. Elimi kornadan çekmeden hızlıca sürüyorum arabayı.
Alt caddeye çıkmak için normalde kimse izin vermez size..cengaver sürücü
olup yola atarak arabanızı yol almalısınız…bu sefer farklı her şey…
nasıl saygılı insanlar..anlamışlar can pazarını sanki…ambulansa yol
verir gibi yoldan geçen adamlar diğer arabaları anlamayan sürücüleri
uyarıyor durduruyorlar.
Beşiktaş evlendirme dairesinin önünde kırmızı ışık!... duramam
geçmeliyim!.. kavşak burası… öle acı acı basıyorum ki kornaya…çaresiz
bir çocuğun çığlıkları gibi inletiyorum ıhlamur kasrını…inanamıyorum!...
o kavşaktaki yüzlerce araba bana kırmızı yanarken yol veriyor. Hiç biri
kıpırdamıyor yerinden öylece bekliyorlar…ne düşünüyorlar acaba? O
arabanın içindeki kendi anne babaları canları ciğerleri olmadığı için
dua mı ediyorlar? Bilmiyorum… bilemiyorum…Ama anlıyorum hastane yoluna
kadar insanlığın ölmediğini…
gözlerimden yaşlar akıyor..
Yetişmeliyim dikkatli olmalıyım diyorum. Ama yaşlar neden akıyor
bilmiyorum.. bilemiyorum… Acile yaklaşıyorum. Kapıda koşturan hasta
bakıcılar…10 dk lık yola 3 dk. da varıyorum. O müthiş insanların
erdemleri sayesinde… 7 dk. ile babam yaşama dönüyor!.. sonra dan doktor
“hastaneye çabuk ulaşmanız çok iyi olmuş ” trafik yoktu galiba diyor..
olmaz mı doktor bey burası İstanbul…İstanbul da trafik ölmüş, yollar
ölmüş, sokaklar ölmüş, umutlar ölmüş, arzular ölmüş, Ama insanlık
ölmemiş!... ölmeyecekte…sevgi saygı tükenmedikçe…
Nasıl bir güçtür bu bilmiyorum. Nasıl bir ödüldür bu bilmiyorum. Yaşam,
trafikte verdiğim sevgi ve saygıyı bana fazlasıyla geri veriyor. Hep
saygılıydım ama artık daha da başka bakıyorum insanlara…ufacık bir
yardım, ufacık bir sabır birleşince kocaman 7 dk lar yaratıyor insan
hayatında….bu saygı ve sevgiyle bir yaşam kurtuluyor. Benim babam 80
yaşında ben bu kadar çırpınırken, düşünüyorum başka başka arabalarda
başka başka yerlerde gencecik insanlar sabırsızlık, ilgisizlik,
saygısızlık ve sevgisizliklerle yaşamlarını yitiriyor.
Bir gün dörtlülerini yakmış acı acı kornaya basan bir araba
görürseniz…ne kadar çok aceleniz olsa da kendi sevdiklerinizi düşünerek
yaşamınızdan 1 dk nızı sabırla, sevgiyle saygıyla verin onlara…
İnsanlık ölmedi!...ölmeyecek…sevgi ve saygı tükenmedikçe!..
Sevgiyle kalın
Nihal Yükçü
Yaşam ve İlişkiler Koçu
|