|
Ellerimle kalbine
dokundum. Nabzına baktım atıyor. Yengem “yok” dedi “o atan senin kendi
nabzın”. İnanmak gelmedi içimden ayna istedim. Nefesini kontrol ettim.
Yok hiçbir iz yok!.Tansiyon aletini taktım nabız yok!.. Ambulans hiç
ortalarda yok. Öldüğünü anladım ama nasıl söylerim anneme ablama..sakin
olun demekten başka bir şey çıkmıyor dudaklarımdan salak gibi olmuşum.
İçim katılıyor ama ağlayamıyorum.
Öldü babam biliyorum!..
Ama kendime bile itiraf edemiyorum. Belki bir ümit gelenler hayata
döndürür babamı. Ben nasıl söylerim anneme 56 yıllık hayat arkadaşın
artık yok diye. Sonrası bir film gibi hızlandırılmış şekilde yaşandı.
Çığlıklar, ağlamalar barışmalar…. Hep kendime sakin olmalıyım. Güçlü
olmalıyım telkinleri verdim. Babamı yolcularken yüzünü açtım ve
koklayarak öperek gönderdim onu yeni başlangıcına.. ölüm benim için
bitiş değil!. Yeni bir başlangıç!.. bilinmeyene bir yolculuk..nice
babalar öldü nice anneler nice kardeşler ve çocuklar.. Kim geride
kalıpta hayatını sürdürmekten vazgeçti? En büyük acı evlat acısı derler
buna bile katlanılıyorsa başka söze gerek yok!..
Bugün 8.gün!..
Hiç bir şey anlamadım ben daha!... Babam gideli 8
gün olmuş. Zaman ne hızlı akıyor.
Ben artık babamı yüzündeki o güzel huzur gülüşü ile
hatırlayacağım. Ve acıları değil hep babamın ne muhteşem bir insan
olduğunu bilerek gururlanacağım. Babam 47 yıl bilfiil çalışmış hep
çalışmış bir beyefendi… Taksiciler kralı benim babam. Şimdiki
taksicilere benzemeyen haza İstanbul beyefendisi. Babamın mesleği ile
hep gurur duydum. Altı yedi yaşlarında beni Dodge arabasıyla
akaretlerden şişliye dolmuş yaparken muavin olarak yanına alırdı. Ben
müşterilerin kucaklarında para toplar ne çok mutlu olurdum. Akşama
buruşuk paraları düzenler içinden acaba bana da verecek mi diye
beklerdim. 17 yaşında ilk taksinin direksiyonuna oturduğumda insanlar “
aaaa kız taksici” diye şok olurlardı. Bana söz vermişti ehliyet alınca
murat 124 alacaktı. Alamadan evden ayrıldım. Kocan alsın demişti bana
sonrasında
Babam tutumlu aynı zamanda da inanılmaz komik bir
insandı. Ağabeyim, ablam, ben, yengem bir araya geldiğimizde eğlencenin
adresi babamın maceraları olurdu.
Bir kurban bayramı koyunu alıp fazla para ödememek
için kurbanı taksinin bagajında mahalleye getirdiler. Ancak kurban
çoktan kurban olmuş nalları havaya dikmişti. Babam canla başka ölen
koyunu hayata döndürmek için bir insana daha uygulanmayan tüm metotları
bağıra çağıra uyguluyordu gözlerimizin önünde… Önce ağabeyime “koş su
getir” dedi. Arkasından gariban koyunu sırt üstü yatırıp suni teneffüs
uygulamaya başladı. Bir baktım arkasından kalp masajına geçmiş. Oda
yetmedi bebeklere yapılan kolları ve ayakları açıp kapama hareketlerine
başladı. Aslında koyun çoktan ölmüştü havasızlıktan. Ağabeyim “ah be
baba keşke kamyonla getirseydik” diye hayıflanırken babam hala su ile
ayılmaya çalışıyor “bayıldı oğlum ayılacak” diye umutla koyuna tüm
müdahaleleri uyguluyordu. O an hiç gözlerimden gitmiyor. Biz camda gülme
krizlerindeyiz ama babam inanılmaz üzgün. Gitti koyun. Gitti paralarJ
Yeniden alması gerek şimdi. Ölen koyunu ağabeyimle
gömüp yeni koyun almaya gittiler. Bu sefer babam akıllanmıştı. Hem de ne
akıllanma arabanın arka koltuğuna ağabeyimi oturtmuş muhteşem koçu bu
sefer kaybetmesin diye ön koltuğa… Ha birde kemer takmış sayın koça cama
tos atmasın diye… Garibanım son yolculuğunu ön koltukta popo üzerinde ön
ayakları havada İstanbul’u gezerek keyifle çıkardı.
Çalışmaktan zevk alan bir insandı. Dakikasını boş
geçirmezdi. Zamanla yarışırdı benim babam. Beşiktaş ta Taksici kara
Emin deseniz herkes tanırdı. Cenazede tanımadığım ne çok adam geldi
yanıma Emin amca beni küçüklüğümden tanır diye.. Baş sağlığı dilerken
bile hepsinin bana babamla yaşadıkları hikâyeleri anlatmak istediklerini
gözlerinde görebiliyordum.
Üst caddemizde meşhur bir pastane vardır. Bir gün
Emin amca diye babamı çevirmiş sahibi
“Emin amca baklava götüreceğiz müşteriye bekle arka
koltuğa yerleştireyim”
Babamın içi tez tabii..Adam arka koltuğa 3 tepsi
baklava koymuş sonra kapıyı kapamış dükkândan diğer baklavaları alacak
ve bagaja da yerleştirecek. Babam arka kapının kapandığını duyar duymaz
hemen harekete geçiyor müşteri bindi diye…
Baya bil yol alıyor müşteriden ses yok!.. Önce hal
hatır soruyor. Cevap yok!.Dayanamıyor arkadaki baklavalara soruyor
“nereye gidiyoruz efendim?
Henüz baklavalar dile gelmediğinden cevap
alamayınca şüpheleniyor.
Bakıyor ki cevap yok aynadan bakıyor arkada kimse
yok. Emin olmak için arabayı sağa çekiyor. Arabada müşteri yok. Kendi
kendine gülüyor yaptığına ve geri dönüyor pastane dükkanına.. Kapıda
pastane sahibi gülme krizi geçirmiş babamı bekliyor.
“ah be Emin amca amma hızlısın bekleyemedin benim
binmemi burada ne komik şekle düştüm. Diğer baklava tepsisi ile bir
taksinin arkasından koşan bir adam.
Babam diyor ki
“oğlum sen yine baklavalar la koştun.. Ben
baklavalarla sohbet ettim”
Babam seni yolcularken yüzünü açtığımda gülümsemen
harikaydı… Seni hep o halinle hatırlayacağım. Senle ilgili hiç keşke
yaşamamıştım. Şimdi tek bir keşke yaşıyorum. Yüzünü ellerini öptüğüm
gibi keşke tombik ayaklarının altını da öpseydim.
Sen ayaklarının altı öpülesi bir baba oldun bize!…
Babam gülümsemen harikaydı!..
Seni seviyorum!
Sevgiyle kalın
Nihal Yükçü
Yaşam ve İlişkiler Koçu |